"TERMINAL" Solo Show 2022
 KA ANKARA

CanAkgumus Terminal_Davetiye2.gif

 "TERMINAL" Solo Show 2021
   ARTHAN GALLERY

Terminal

Can Akgümüş

01.10 - 21.11’21

 

Can Akgümüş’ün ikinci kişisel sergisi Terminal, 1 Ekim Cuma günü Arthan Galeri’de izleyiciyle buluşuyor. Sanatçının son dört yılda odaklandığı “hafıza” meselesi, serginin ana hattını oluşturuyor. Kişisel hafıza, hafızanın birikimi ve dönüşümü ile kolektif hafıza arasında yeni yollar arayan Akgümüş, sergide fotoğraf, heykel ve yerleştirme gibi farklı medyumları kullanarak izleyiciyi hafızanın çok katmanlı yapısını yeniden keşfe davet ediyor. Sanatçı, anı ve imge üretimi üzerinden kurguladığı bu anlatımda, üretim sürecini mermer ve pirinç gibi doğal malzemelerle şekillendiriyor.


Terminal, gündelik kullanımda taşıtların yolcularını ilk aldığı ve/veya son bıraktığı yerdir. Ne gelen, ne de giden oraya ait değildir; terminal araçsal bir mekandır. Orada kalınamaz ve yaşanamaz. İki kapalı ucu olan bir çıkıştır: aslında ne oraya varılır ne de oradan ayrılınır. Aynı zamanda terminal, ölümcül hastalıkların son dönemine verilen isimdir. Terminal dönem ise yaşamın uzatılamayacağı, hastaya yapılan tüm müdahalelerin acıyı dindirmeye yönelik oldugu dönemdir. Her iki farklı anlamında da terminal bitişlere  ve başlangıçlara işaret eder. Bununla beraber hafıza, hayatın ana damarlarından birisini oluşturur. Kişinin öz yaşam öyküsünde hafıza; başına gelen olaylar, hatırlamak üzere özenle ayırıp sakladığı özel anılarının yanı sıra bir daha asla hatırlamamak üzere mahzene indirip rafa kaldırdığı hatıraların oluşturduğu bir havuza dönüşür. Kadim anıların birikerek doldurduğu bu havuz hayat devam ettikçe genişler ve derinleşir. Bu bağlamda biriktirilen ancak yeniden üretilemeyen hafıza, ölü hafızadır. İnsanın doğumundan itibaren öz yaşam öyküsünü araçsal bir mekan olarak içinde barındıran Terminal, hepimizin beklediği bir duraktır.


 

Terminal, 21.11.2021 tarihine kadar Pazar hariç her gün 11:00-18:00 saatleri arasında Arthan Galeri’ de ziyaret edilebilir

.

Arthan Galeri

Arap Camii Mahallesi Kürekçiler Kapısı Sokak Kurşunlu Han, D:No:47/7, 34421 Beyoğlu/İstanbul

 

TERMİNAL

27.01-13.02.2022

 

Can Akgümüş’ün kişisel sergisi Terminal, İstanbul’un ardından 27 Ocak-13 Şubat tarihleri arasında Ankara’da Ka’da izleyiciyle buluşuyor! Can Akgümüş’ün son dört yılda odaklandığı “hafıza” meselesi, serginin ana hattını oluşturuyor. Kişisel hafıza, hafızanın birikimi ve dönüşümü ile kolektif hafıza arasında yeni yollar arayan Akgümüş, sergide fotoğraf, heykel ve yerleştirme gibi farklı medyumları kullanarak izleyiciyi hafızanın çok katmanlı yapısını yeniden keşfe davet ediyor. Sanatçı, anı ve imge üretimi üzerinden kurguladığı bu anlatımda, üretim sürecini mermer ve pirinç gibi doğal malzemelerle şekillendiriyor. Terminal, 27 Ocak Perşembe gününden itibaren Pazar hariç her gün 10:00-20:00 arasında ziyaret edilebilir.

...

After İstanbul, Can Akgümüş's solo exhibition Terminal meets the audience at Ka in Ankara between 27 January and 13 February! The subject of "memory", which Can Akgümüş has focused on in the last four years, forms the mainline of the exhibition. Akgümüş invites the viewer to rediscover the multi-layered structure of memory by using different mediums such as photography, sculpture, and installation. Terminal can be visited between 10:00 and 20:00 every day except Sunday, starting from Thursday, January 27th.

...

 

Tasarım / Design - Barek

Ka: Görsel Kültür ve Sanatsal Düşünce İçin Mekân

space for visual culture and artistic thinking

çankaya, cinnah cd. no:1/b
06690 çankaya/ankara, tr

+90 312 465 01 25
info@kaatolye.com
hello@kaatolye.shop

Terminal_ka_mailing.gif

 "SAKLI / CONCEALED"  

  KASA GALLERY

saklıposter.jpg

Kasa Galeri
7 Kasım – 22 Aralık 2018

 

SAKLI

Can Akgümüş / Yuşa Yalçıntaş / Zeynep Kayan

 

Sanat üretimine sızan gizemci bir açığa çıkarma eylemini merkezine alan “Saklı” başlığındaki sergi, mekan, nesne, imge, eylem ve düşünceyi var-olanın içinde aramaya yöneliyor. İzleme kurgusunda ve her bir sanatçının kendi mevcudiyetini kurduğu alanda, üretimlerin beden-mekan-evren’le ilişkisini kapalı/gizli bir dinginlik içinde sunan sergi, Can Akgümüş, Yuşa Yalçıntaş ve Zeynep Kayan, öznel sanat üretim pratikleri aracılığıyla “orada” olanın saklı varlığını ortaya çıkardıkları bir alan açmaya girişiyor. Sanatçılar, fiziksel-zihinsel-algısal mekan arasında gezinme ve anlam bulma oyununa girişerek, galeri mekanını çağrışımsal ve duyumsal üretimlerine katkı sağlayan bir motivasyon olarak ele alıyor.

Gizlenmiş olan, kendisini ortaya çıkanlardan yoksun bırakmış olur. “Saklı”, gizli olana işaret edip açığa çıkarmaya, Can Akgümüş, Yuşa Yalçıntaş ve Zeynep Kayan’ın üretimleri aracılığıyla varlık, mekan, nesne, imge, eylem ve düşünceyi var-olanın içinde aramaya, yoksunluğu aralayarak var olanı duyumsatmaya girişiyor. 

Sergi 22 Aralık 2018 tarihine kadar Kasa Galeri'de izlenebilir.



 

KASA GALERİ

Bankalar Caddesi 2, Minerva Han, Karaköy
kasagaleri@sabanciuniv.edu
http://kasagaleri.sabanciuniv.edu/

 "Diğer Bedenler Burada" & "#ilhankomanyerinekonanakadar"  

  / TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi & KOVA Art Space

1 (2).jpg

Diğer Bedenler Burada

30.06.2018-15.07.2018

Kova Art Space 30 Haziran-15 Temmuz tarihleri arasında “İlhan Koman Yerine Konana Kadar” adlı projeye paralel olarak gerçekleşecek “Diğer Bedenler Burada” sergisine ev sahipliği yapıyor.

İlhan Koman’ın 1992 yılında Ankara Seğmenler Parkı’na yerleştirilen ve 2016 yılında kaybolan heykeline ait kaidenin iki yıldır boş kalması ile ‘heykelin varoluşuna, yok oluşunun engel olamayacağı’ düşüncesinden hareketle ortaya çıkan projenin küratörlüğünü Belma Ersu üstleniyor.

 
“İlhan Koman Yerine Konana Kadar” projesi aralarında sanatçı, küratör, müzisyen ve dansçıların bulunduğu 100 katılımcının boş kalan kaideyi fiziksel bedenleriyle bir performans alanına dönüştürmesi ve bu anların belgelenmesi ile şekilleniyor. 

 


Projeye dahil olan sanatçıların katıldığı ve seçkisi Kova Art Space tarafından yapılan “Diğer Bedenler Burada” sergisi, sanatçıların yapıtlarını üretirken maddi varlığa aktardıkları tinsel yansımalarına aracı olan bedenlerinin, yapıt ortaya konduktan sonraki keşfine odaklanıyor. 

Koordinatör: Belma Ersu, Hazan Yılmaz

Sanatçılar: Sinan Logie, Emre Yenisoy, Erdal Duman, Ezgi Ecem Okşin, Nihal Martlı, Can Akgümüş, Genco Gülan, Ramazan Can, Ali Şentürk, Uzay Çöpü, Arzu Eş, Aykut Öz, Damla Sari, Tanzer Arığ, Çiğdem Doğan

 "Nevnesil MONOMİT" / Galeri Nev

unnamed.gif

Nevnesil MONOMİT

25.04.2018 - 09.06.2018

Nev, 2009 yılında, Galeri’nin kuruluşunun yirmi beşinci yılını kutlamak üzere, o sırada yirmi beş yaşında olan sanatçılarla ilk NEVNESİL sergisini gerçekleştirdi. Galerinin kendi ömrü ile onunla birlikte doğup büyüyen bir kuşak arasındaki ortaklıkları arayan NEVNESİL, bir defaya mahsus olmadı. 2009’dan sonra düzenli olarak her iki yılda bir gerçekleşen NEVNESİL, ortak bir sözün çoğunlukla ortak bir malzeme ile ifade bulmasına odaklandı. Dolayısıyla, bu zamana kadar sergiler, neredeyse ‘kendiliğinden’, tualler, kağıt işler, heykeller ve hazır nesneler etrafında toplandı. Şimdiki zamana ait bir NEVNESİL’in dili ise fotoğraf! 


MONOMİT, zamanın ruhunu yakalayan yirmi bir fotoğrafçı, Galeri Nev’de bir araya gelmeye davet ediyor. Sergi adını, yazar Joseph Campell’in araştırmalarından alıyor. Campell, farklı toplumlarda, farklı zamanlarda anlatılan farklı öykülerin, aynı kökten geldiklerini öneriyor. Hepsini neredeyse tek bir öykünün başkaca versiyonları olarak düşünüyor. Bu öyküler, genellikle erkek olan bir kahramının yolculuğu etrafında örülüyor ve yolda karşılaştıklarına göre başkalaşarak evriliyor. 


MONOMİT, mitolojiler üzerine Campell’in geliştirdiği fikirlerden yola çıkarak, davetli sanatçıların her birini, kadim bir öykünün kahramanı ilan ediyor. Onların yolculukları sırasında kayıt ettikleri anlar, aynı zamanda neredeyse tüm kahramanlık öykülerinde olduğu gibi içsel bir yolculuğun izlerini de taşıyor. Öte yandan, MONOMİT, yirmi bir sanatçıyı bir araya topladığında, tekil ifadelerin, o “ilk” öykünün alfabesini oluşturacağına da inanıyor.

25 Nisan akşamı, sanatçıların da katılımı ile Galeri Nev’de açılacak MONOMİT, NEVNESİL sergilerinin beşincisi ve Kırlangıç Sokak’ta gerçekleşecek ilk NEVNESİL olma özelliğini taşıyor. Serginin 9 Haziran’a kadar Galeri’nin yeni adresinde ziyarete açık kalması ve etrafında etkinliklerin ve yayınların gelişmesi planlanıyor. NEVNESİL, sanatın yalnızca bir dönemi yansıtmadığı, aynı zamanda onu değiştirebileceği inancıyla devam ediyor... 

 

Alp Sime, Ata Kam, Begüm Yamanlar, Can Akgümüş, Cemil Batur Gökçeer, Civan Özkanoğlu, Ege Kanar, Görkem Ergün, İbrahim Karakütük, İrem Sözen, 

Kerem Ozan Bayraktar, Melisa Önel, Metehan Özcan, Özgür Atlagan, Selim Süme, Serdar Darendeliler, Sevim Sancaktar, Sinem Dişli, Yusuf Sevinçli, 

Zeren Göktan, Zeynep Kayan

 "Icons of Thinking: Images and Texts" / Evliyagil Museum

Icons of Thinking: Images and Texts

17.03.2018-30.12.2018

Evliyagil Museum is now preparing the exhibition “Icons of Thinking: Images and Texts”, curated by Beral Madra. The exhibition brings 23 artists, all from the Evliyagil Museum Collection, and invites viewers to think about these artworks together with matching texts. “Icons of Thinking: Images and Texts” can be seen between 17.03.2018-30.12.2018 at Evliyagil Museum.

The exhibition brings together works of Bedri Rahmi Eyüboğlu, Ferruh Başağa, Selim Turan, Nejad Devrim, Mübin Orhon, Yüksel Arslan, Burhan Doğançay, Seyhun Topuz, Osman Dinç, Kemal Önsoy, Canan Tolon, İnci Eviner, Mithat Şen, Kemal Seyhan, Ekrem Yalçındağ, Günnur Özsoy, Ebru Döşekçi, Nermin Er, Haluk Akakçe, Evren Tekinoktay, Ebru Uygun, Seçkin Pirim and Can Akgümüş.

The production processes of Modernist, Post-Modernist and Relational Aesthetics of Turkey is authentic and unique in terms of its geographical location. The artists who had been producing in the field of Contemporary Art had endured the drastic changes in politics, economics, culture and passed Modernist and Post-Modernist stages to produce paintings, photographs and three-dimensional works.This exhibition, which is designed with the art pieces chosen within Evliyagil Museum Collection and which is aimed to utilize and preserve these productions, is focused on the relation between the act of thinking and art production as the options of defence and resistance against an epistemological crisis.

Artworks that are being considered as “abstract art” is selected within the collection. Texts, which appear in the same size, accompany the artworks. This choice is based on a quotation from Rudolph Arnheim; “Thinking calls for images, and images contain thought. Therefore, the visual arts are a home ground of visual thinking.”

The main connection between these artworks, produced with different views, aims and techniques by artists within the political, economical and social conditions they live in, is the existence of free thought against all the negativities of the system. If the making or art is to be defined as thought process, the transformation of thoughts into production, and finally the visual outcome, then when the artists are asked which one of these processes is more important, the answer should be the though process, which is essential for art’s evolution. The function of the process of thinking determines the attitude of the artist towards present stages of the system. Therefore, the two factors which are important in defining the artwork’s world of visual metaphor, namely, the though process that goes into the making of art, and the artist’s position with regards to this process, are complementary elements.

 "ODTÜsanat 19" / ODTÜ

 "Home" 15th Istanbul Biennial Neighbour Events / Evliyagil Museum

The Evliyagil Museum is getting ready to host “Home”

The Evliyagil Museum, the first privately held museum of modern art of Ankara, host its first comprehensive exhibition after its opening exhibition. “Home” that is a parallel event of the 15th Istanbul Biennial and curated by Derya Yücel, is getting ready to share works of 38 artists with art-lovers, under the roof of the Evliyagil Museum.

Home, besides being a unifying power for the concepts of memory, self, individual, family, identity, enables a research towards multilayered meanings such as neighbor, neighborhood, city, society, environment, space, belonging, geography in the scope of the dialectics of inside and outside. For artists, home presents a diagram to guide their thoughts, memories and dreams. “Home” reinterprets works of artists from different generations and artistic practices, around the concept of home. The curatorial framework of the exhibition is based on a synthesis that explores intersection of art and artistic production practices beyond their diversity, common expressions of the image beyond its uniqueness based on interpretation, formal dialogues beyond multilayer of conceptual contents. “Home”, is formed under the dynamic hosting of the Evliyagil Museum, allowing a collection to be variable, open to possibilities and multiple syntheses; with the involvement of visiting non-collection works.

“Home” brings together works of Eşref Üren, Yüksel Arslan, Komet, Can Akgümüş, Canan Tolon, Necla Rüzgar, Gözde İlkin, Fırat Engin and Yuşa Yalçıntaş from the museum collection with works of Ahmet Doğu İpek, Ahmet Duru, Berat Işık, Berkay Yahya, Can İncekara, Cemre Yeşil, Cengiz Tekin, Çağrı Saray, Deniz Gül, Erdağ Aksel, Erdal Duman, Erinç Seymen, Erol Eskici, Ferhat Özgür, Hale Tenger, Hakan Gürsoytrak, Hera Büyüktaşçıyan, İpek Duben, İnci Furni, İrfan Önürmen, Leyla Gediz, Nezaket Ekici, Nil Yalter, Nuri Kuzucan, Romina Meriç, Şifa Girinci, Onur Ceritoğlu, Yaşam Şaşmazer and Yunus Emre Erdoğan. 

 "WHOSE (ART) HISTORY?" / UNIQ GALLERY

Whose (Art) History?

 

First of all, it is important to specify by whom and under what conditions we are asked, “Why there have been no great women artists?” 

Although one can say that everything we perceive as the history of art is written by white, Western male; it is successful as long as these “views are shared by those who exercise power and those who submit to it” (Nochlin 1994b)

This is again naturalisation of power relations in society that limits the mobility. Oppressed is destined to stay oppressed because “this the only way we are taught”. It is a perfect crime; no one is guilty, no one is the victim and ultimately there is no crime.

Therefore, it is not “problematic position of women in art history” but rather “problematic approach taken by art history against women”. This should be followed by the examination of problematic language and selective approach to art history in favour of whom power already belongs. After all, (re)reading the history is as powerful as writing it.

Whose Museum/Gallery?

Museums are understood by many as a “primary way that a society represents itself” (Dubin 2006) or as “disciplinary machines” (Bennett 1996) that assert certain values to a society. In fact, there is no big difference between the two statements. Consequently, in the context of representing women, cultural organisations become both result and reason of the art history without “great” women artists. Seeing that museums are not, in any way, belongs to everyone; lots of movements come together to point the issue of sexism and to some extend racism in museums. One of the most notable of which is Guerrilla Girls, formed in 1985 with the motto of “reinventing the “f” word: feminism!”

 

By pointing out the gender gap in operational structure of the art world, representation of women in museums and galleries and stereotypes, Guerrilla Girls, in a sense, disturbed the order of things. Their methodology is neither promoting an undiscovered woman artist nor modifying concepts to look good to museums. They targeted something more essential and challenged the infrastructures of museums and their ideological and art-historical stances. They were not demanding “a place in the given framework in male discourse” but rather struggling for destructing the discourse itself. 

Furthermore, their activism is useful in Baudrillardian terms; they are pushing the discourse of art history to the end with the works like “Advantages of Being Female Artist”. Their tactic “to provoke an excess of reality and to make the system collapse under the weight of this excess.” (Baudrillard 2001) seems to be the only answer to question “Why There Have Been No Great Women Artists?”

Curators: Ezgi Yıldız // Raşit Mutlu 

"ALICE. ." / Değartlab 

“Ben deliler arasında ne yapayım?” dedi Alice.
“Başka çaren yok ki,” dedi Kedi, “hepimiz deliyiz burada. Ben deliyim. Sen delisin.”
“Lütfen söyler misin bana, burada ne yana gidebilirim?”
“Bu gitmek istediğin yere bağlı,” dedi Kedi.
“Bakalım hiç girebilecek misin ki? Dedi Uşak. “Hepsinden önce bunu yanıtlamak gerek.”
“Diyeceğim,” diye atıldı Alice, “yani ne diyorsam onu demek istiyorum, ikisi de aynı kapıya çıkar.”
“Mutlaka delisindir,” dedi Kedi, “yoksa burada ne işin var?”
Canım çorba!
Canım çorba!
Akşám çorbası,
Canım canım çorba.
“Ben kendim değilim ki kendi dediğimi açıklayabileyim;”
Yaşıyorum masalı!

Neden oluyor bunlar? Arkadaşlarından öğrendikleri basit kuralları akıllarına getirmedikleri için:
“ O zaman, ‘Yediğimi görüyorum’ demekle ‘Gördüğümü yiyorum’ demek de aynı kapıya çıkar diyeceksin!”
“Herkes kendi işine baksa”, diye homurdandı Düşes, “dünya şimdikinden daha hızlı dönerdi mutlaka.”
“Şeklin düzgünlüğünün pek önemi yok,” diyordu;
“ , kalıptan kalıba girmek de insanın aklını karıştırıyor.”
“O zaman, ne demek istiyorsan, onu demen gerekir.”
“Yeter ki bir yere varayım,” diye ekledi.

Contemporary Istanbul 3-6 Kasım 2016 // 3-6 November 2016

Contemporary istanbul

Contemporary Art Outdoors // Çağdaş Sanat Açıkhavada   

artnivo artists will be presenting works created exclusively for the Ströer Kentvizyon billboards within the scope of the first ever run of the Çağdaş Sanat Açıkhavada project. In collaboration with Ströer Kentvizyon and artnivo.com, billboards throughout Istanbul’s districts will be displaying contemporary art for two months, uniting artnivo artists with Istanbul residents.

The participating artists of the first show of the Çağdaş Sanat Açıkhavada project are Ali Şentürk, Alper Aydın, Can Akgümüş, Çağrı Saray, Öykü Ersoy and Türkay Çotuk.

The practices of the participating artists center around impressions and responses regarding people, nature and the city. Seeking to imitate, juxtapose, make sense of and give new meaning to the natural environment, cities, and societies within which they reside, the artists once again bring their impressions full circle by transposing them onto billboards in public space.

Stroer Kentvizyon ve artnivo.com işbirliğiyle gerçekleşecek projede, İstanbul’un semtlerine yayılan billboardlar iki ay süreyle çağdaş sanat çalışmalarına açılıyor, artnivo sanatçıları ile İstanbulluları buluşturuyor. 

Çağdaş Sanat Açıkhavada projesinin ilk sergisine yeni çalışmalarıyla Ali Şentürk, Alper Aydın, Can Akgümüş, Çağrı Saray, Öykü Ersoy ve Türkay Çotuk katılıyor. 

Çağdaş Sanat Açıkhavada sergisine katılan artnivo sanatçılarının üretimleri, insana, doğaya ve kente dair izlenim ve müdahaleler etrafında bir araya geliyor. Yaşadığı doğayı, kenti ve insanını anlamlandırma, kopyalama, başka bir mecraya aktarma ve müdahale ederek anlamını değiştirme arayışında olan sanatçılar, çalışmalarını kamusal alandaki panolara taşıyarak yine doğa, kent ve insana aktarımını sağlıyorlar. 

"Who Would Have Thought" // Nerdeen Nereye

7th Istanbul Pride Exhibition // 7. İstanbul Onur Haftası Sergisi

Umut Dolu ve Arayışçı: nerdeen nereye

 

İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası kapsamında gerçekleştirilen "nerdeen nereye" sergisi queer üzerine düşünen 13 sanatçının işleriyle "Boysan’ın Evi"nde açıldı. İstanbul Onur Haftası boyunca açık olacak sergi genç sanatçıların üretimleriyle günümüzün cinsellik ve cinsiyet kavramlarını kurcalıyor.

Please reload

Dore topuklu ayakkabılarla yürüye yürüye aşınan yollar

Bu sene yedincisi düzenlenen LGBTİ+ Onur Haftası sergisi, nerdeen nereye ismiyle, Gözde İlkin, İlhan Sayın, Şafak Şule Kemancı ve Sena Başöz’den oluşan kurulun seçtiği işlerle, Boysan Yakar’ın Harbiye Üftade Sokak’taki evinde gerçekleştiriliyor.

Please reload

8th Photography Meetings // 8. Fotoğraf Buluşmaları

ITU Photography Club // İTÜ Fotoğraf Topluluğu

itü fotoğraf buluşmaları
can akgümüş

Can Akgümüş // Swallowed // Yutulmuş

Contemporary istanbul

artnivo.com project space, Can Akgümüş’ün “Yutulmuş / Swallowed” isimli ilk kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. Sanatçının son dört yılda odaklandığı fotoğraf serilerinden yola çıkan sergi, ismini sanatçıya bu yıllarda eşlik etmiş Ursula Le Guin’in “Yerdeniz” hikayelerinden alıyor. 
Yutulmuş, insanın ve doğanın döngüselliği üzerine oluşturulmuş bir anlatı olarak şekilleniyor. Yutan ve yutulan metaforları, döngü halinde birbirinden beslenen ve böylece yenilenen bir varlığa benzetiliyor. Etken ve edilgen roller yer değiştirerek hiyerarşisi tahmin edilemeyen bir hareketle, yerine alt üst olmuş, biraz karanlık ama içinde parıltılı hazineler saklayan, zamandan ve tanıdığımız gerçeklikten bağımsız bir evren bırakıyor.

 

“Hazineler”, “Paralel Evrenler”, “Aynanın Hafızası, “Unutma Bahçesi” ve “Islak Rüya” serilerinden alınan fotoğraflar, Akgümüş’ün betimlediği yutulmuşluğun farklı hikayelerini görselleştiriyor. Plato’nun tanımladığı biçimde kendini yiyen sirküler bir yapısı olan, kendisi dışında göreceği ve duyacağı başka bir şey olmadığından göze ya da kulağa ihtiyacı kalmayan, yaratılışındaki tasarı nedeniyle kendi artığıyla beslenebilen, küresel formunda hareket eden, ayaksız ve elsiz bir evren modeli gibi, Akgümüş’ün yutulmuş evreni de, sürekli kendi kuyruğu peşinde olan bir yılanı anımsatıyor. 

Zaman-İmge’nin Yansımaları,  İlker Cihan Biner

0.Bahçe
Can Akgümüş’ün ‘Yutulmuş’ adlı sergisi bir imgeler bahçesi. Bu bahçede imgeler birbirine özel bir zincirle bağlı. Fakat dışavuran ve birbirine özel bir zincirle bağlı imgeler hareket halinde bir bütünü oluşturmaz. Yani imgeler bütüncül bir hareket-imgelerin kompozisyonu sonucu ortaya çıkmamıştır. Çalışmalardaki imgelerin hareketi zaman mefhumuyla ortaya çıkar. Zamanın örtüsü imgeleri hareketlendirir. Bu hareketler zaman-imgedir. 

1. Kristalde görülen zaman-imgenin değişimi
Zamanın yarattığı imgeler bahçesinde birbirine özel bir zincirle bağlı zaman-imgeler sanatçının yaşam deneyimleridir. Deneyimlerde kristal bir görünün izleri mevcuttur. Kendi çıkmazlarının ve çıkışlarının haritasını çizer sanatçı. Böylelikle çıkmazların ve çıkışların sergiye yansıması zaman-imgenin yer yer yön değiştirmesiyle mümkün olur. Zaman-imgenin kurgusu görme üzerine kuruluyken okunabilir hale dönüşür.

2. Görme
Zaman şimdidedir. Şimdinin ikizlenmesi zamanın yaratımıdır. Şimdi geçmiş ve gelecek olarak ikizlenir. ‘An’ın içinden geçen geçmiş ve gelecektir. Kristalden süzen saf bakış şimdilerin içinde yeniden bir geçmiş ve yeniden bir gelecek yaratır.
‘Hazineler Serisi’ adlı çalışmalar dizisinden çıkan şimdilerdir. Kafası kopuk bir heykelin yanında beliren zincirler şimdide oluşan geçmişin katmanlarıdır. Bu geçmiş tarihin ağırlığı yani katmanlaşmış iktidar ilişkileri ağıdır.
Hazineler Serisinin diğer dizilerinden biri olan çalışmada içeriden görülen bir ağaçla karşılaşırız. Her bakışta içeriden görülen ağaç farklı duygu halleri yaratır. Kimi zaman geçmişin izleri kimi zaman geleceğin halleri… Şimdide beliren bakış her seferinde içerinden görülen ağacın görünümünü dönüştürür.  İçeriden görülen ağacın yansımaları yerini gölgeyle beraber suda yüzen yılanın havada kalma haline bırakır.
Zaman-imge böylelikle ‘Hazineler Serisi’nde görmeye odaklanır. Bu seri imgeler bahçesini yaratan zamanın kayganlığıdır. 
‘Paralel Evrenler’ de görme üzerine kuruludur.  Fakat bu sefer şimdinin ikizlenmesinden uzakta hayali bir manzara ile karşı karşıyayız. Birleştirilmiş fotoğraflarda ayna etkisi yaratan ‘Paralel Evrenler’de görünür olan nedir? Ayna etkisi narsisizme bir gönderme değildir.
Görünür olan yaratılmış saf bir görünün manzarası ya da zihnin uçsuz bucaksız güzergâhlarıdır. Sanatçının kat ettiği bu güzergâhların ayna etkisidir ‘Paralel Evrenler’.
Artık görme ‘Aynı Gökyüzü’ne doğrudur.  ‘Aynı Gökyüzü’ adlı çalışmada görme kaçışa evrilir. Her bir katman kaçışın bambaşka biçimidir.
 
3.Okuma
Zaman-imge bu dizide okunabilir bir haldedir.  Görünmeyeni görme arzusu görünmeyeni okuma arzusuna dönüşür. 
‘Unutma Bahçe’sine yansıyan öncelikle bir bellek problemidir.  Hafızanın ve anıların taranması şimdi de beliren geçmişin unutulması içindir.  Unutma yerini yeni alanlar yaratmaya bırakır. 
Sanatçı neo-liberal düzendeki mimari biçimleri yıkmaya çalışıp yeni mekânlar açma üzerine dikkat kesilir. Ama diğer bir çalışma düşüncenin hareketliliği üzerinedir. Zaman-imge bu sefer şimdinin nasıl okunabilmesi gerektiğine odaklanır. Şimdiyi görme değil şimdiyi okuma arzusudur ‘Unutma Bahçesi’.  Bu okuma sözel anlamlara indirgenme değil düşünceyi duygu düzeyinde belirleyen etkilerdir.
Yutulmuş iki figürün ‘Islak Rüya’sı bedende gizlenmiş iktidar normlarıdır. ‘Islak rüya’ adlı çalışma imgeler bahçesinin ayrıksı otudur. Öyle ki;  zaman-imge cinselliğin oluşum ‘an’ıdır.  Bedenler çıkmazdadır. Bu çalışma her ne kadar imgeler bahçesinde ayrıksı bir ot olarak dursa da karanlığa bakabilme halidir.

4.Varoluş  

Sanatçı Can Akgümüş’ün yarattığı zaman-imgelerin hareketleri kimi zaman hızlı kimi zaman da yavaş etkiler yaratır. Her bir zaman-imge sanatçının varoluşunun yansımalarıdır.

can akgümüş
can akgümüş
can akgümüş
Unutma_Bahçesi_2_-_100x140cm
Unutma_Bahçesi_2_-_100x140cm

Görüntünüzün açıklamasını yazın.

press to zoom
Unutma_Bahçesi_2_-_100x140cm
Unutma_Bahçesi_2_-_100x140cm

Görüntünüzün açıklamasını yazın.

press to zoom
1/1

Reflections of the Time-Image, İlker Cihan Biner

0. The Garden

Can Akgümüş’s exhibition “Swallowed” is a garden of

simulacra. A special chain links images in this garden

to one another. Expressive images linked by a chain,

however, do not comprise an entirety in motion. That

is to say, the images have not arisen as a result of an

integrated composition of motion-images. The motion

of the images in the works surface over time. Time

blankets and invigorates the images. This motion is

the time-image.

1. The transformation of time-image as seen through

a crystal

In the garden of images created by time, time-images

linked by a special chain are the artist’s life experiences.

A crystalline intuition has left its traces on the experiences.

The artist draws a map of his predicaments

and escapes. The reflection of his predicaments and

escapes in the exhibition is thus made possible with

the occasional shifting of the time-image. The fiction

of the time-image is made readable through its foundation

in seeing.

2. Seeing

Time is in the now. The doubling of now is time’s construct.

Now doubles as the past and the future. What

penetrates the ‘instant’ is the past and the future. The

pure gaze passing through the crystal creates a new

past and a new future within the now.

The ‘now’ is what emerges from the series ‘Treasures’.

Chains materializing next to the severed head of a

statue are the layers of a past coming into existence in

the now. This is the weight of past history, that is, the

membranous web of power relations.

In another one of the sequences in the Treasures Series,

we encounter a tree seen from the inside. Every

look at the tree seen from the inside gives rise to different

moods. At times traces of the past; at other

times, future states…the gaze that occurs in the now

transforms each time the image of the tree seen from

the inside. The reflections of the tree seen from the inside

are replaced by shadow as well as the suspended

image of a snake floating in the water.

Within the ‘Treasures Series’, the time-image thus focuses

on seeing. This series is the slipperiness of the

time that engenders the garden of images.

‘Parallel Universes’ is based on seeing as well. This

time, however, we are up against an imaginary landscape

far from the doubling of the now. What is the

visible in ‘Parallel Universes’ that creates the effect of

a mirror within composite photographs? The mirror

effect is not an allusion to narcissism.

It is the landscape of a fabricated idea made visible or

the unlimited destinations of the psyche.

‘Parallel Universes’ is the mirror effect of the destinations

the artist transverses.

Seeing is now directed at the ‘Same Sky’. In ‘Same Sky’,

seeing evolves towards escape. Every layer becomes a

completely different way of escaping.

3. Reading

In this sequence, the time-image is readable. The desire

to see the unseen turns into the desire to read.

What bears upon ‘The Garden of Forgetting’ is first

and foremost a problem of memory. One’s combing

through of one’s memory and recollections now

serves the purpose of the reappearing past. Forgetting

defers to the creation of new spaces.

The artist focuses his attention on demolishing

neo-liberal architectural forms to open up new spaces.

Another work, however, involves the dynamism of

thought. In this instant time-image focuses on how

the now should be read. ‘The Garden of Forgetting’ is

not about the desire of seeing the now but of reading

the now.

The reading is an affectation not of reduction to verbal

meaning but of determining thought on the basis of

sentiment.

The ‘Wet Dream’ shared by two swallowed figures are

the power norms hiding in the body. The work titled

‘Wet Dreams’ is the weed in the garden of images.

Such that the time-image is the ‘instant’ that generates

sexuality. Bodies are at a dead-end. Inasmuch

that this work appears to be a weed in the garden of

images, it enables us to gaze into the darkness.

4.Existence

The motion of Can Akgümüş’s time-images affects us

both quickly and over time. Each time-image is a reflection

of the artist’s existence.

can akgümüş
can akgümüş
can akgümüş

    40 metre 4 duvar 8 küp // 40 meters 4 walls 8 cubes

    14. İstanbul Bienali Paralel Etkinlikleri  // 14th Istanbul Biennial Parallel Events 

    can akgümüş
    iksv bienal

    Artnivo.com, Zorlu PSM ile işbirliği içinde bu yıl ilk kez İstanbul Bienali’nin paralel etkinlikleri kapsamında iki ayrı projeyle yer alıyor. 5 Eylül - 1 Kasım tarihleri arasında yapılacak 14. İstanbul Bienali Paralel Etkinlikleri kapsamında yer alacak projelere çağdaş sanatın yeni buluşma mekanı Zorlu PSM ev sahipliği yapıyor; bu iki projeden biri 'site spesific/mekana özel' bir işken, diğeri ise izleyiciye deneyim yaşatmayı hedefleyen Artnivo sanatçılarının enstalasyon, performans ve farklı disiplinlerden oluşan işlerinden meydana geliyor.

     

    Çağdaş sanatı ulaşılabilir kılmayı misyon edinmiş, genç sanatçılara görünürlük kazandırmayı hedefleyen ve yenilikçi projelere imza atan Artnivo.com, Zorlu Performans Sanatları Merkezi işbirliği ile 14. Uluslararası İstanbul Bienali Paralel Etkinlikleri kapsamında yer alan projelere imza atıyor.

    Zorlu PSM'nin içinde yer alan Galeri Mekanı, artnivo.com tarafından kurgulanan projeyle yeni bir işlev kazanıyor ve Türkiye'de ilk kez gerçekleşen bir projeye ev sahipliği yapıyor. Mekanın algısını tamamen değiştiren ve izleyiciye mimariye bağlı olarak farklı deneyimler yaşatan projede 10 sanatçının işlerine ev sahipliği yapıyor. İzleyicinin mekanla ilişkisini sorgulayan, mekanı yaşayan bir organizmaya dönüştüren, sonsuzluk ve güven kavramlarını sorgulatan aynı zamanda genç sanatçıların çağdaş sanat ortamındaki görünürlüklerini vurgulayan sıra dışı bir proje olan ‘40 metre//4 duvar // 8 küp’, 10 farklı sanatçının, 8 küp içinde yer alan çalışmalarını bir araya getiriyor.

     

    artnivo.com sanatçıları Refik Anadol, Serenay Şahin, Leyla Emadi, Can Akgümüş, Selin Balcı, Gülhatun Yıldırım, Ali Şentürk, Burak Dak, Erdal İnci ve Sibel Diker’in özgün ve birbirlerinden bağımsız anlatımlarını içeren 8 ayrı küp, mekana özgü olarak oluşturuldu. Zorlu PSM Sanat Galerisi alanına yerleştirilen küplerin her biri klasik bir sergileme alanı olan ‘beyaz küp’ olmaktan çıkarak bağımsız birer projeye dönüşüyor.

    1/8

    Neredeyim? // Where am i?

    Kare Sanat Galerisi 6-28 Haziran 2014 tarihleri arasında Neredeyim? Başlıklı sergiye ev sahipliği yapıyor.

    Sergi odak noktasına insanın varoluşundan bu yana büyük bir ilgi ve merak ile inceleyip anlamaya çalıştığı evren ve evrenin içinde insanın yeri meselelerini koyuyor. Evrenin şekilsiz bir kütle olan Khaos an ortaya çıktığını anlatan Hesiodos an; doğanın ve her şeyin önceden belirlenmiş bir düzen içinde adeta bir saat gibi (clockwork universe) işlediğini ve evrenin tüm yasalarının akıl yoluyla anlaşılıp açıklanabileceğine inanan aydınlanmacılara; evrensellik kavramını reddedip, zamanı Öklid uzayında olduğu gibi dördüncü bir boyut yerine üç boyuttan ayrı olarak düşünülemeyecek bir kavram olarak ele alan uzay-zaman sürekliliği teorisi gibi onlarca teori, anlatı ve kanun ile açıklanmaya çalışılan bu akışkan kavram nedir? Böyle bir soru sorulabilir mi? Sorulsa bile bunun keskin ve tek bir yanıtı olabilir mi? Evren belirli bir şey midir yoksa onu izleyenin algısı mıdır?  Evrenin algılanmasındaki bu tarihsel değişim insanı sosyal bir varlık olarak nasıl etkilemiştir? Her bir teori ve kanun insanı kendi anlatıları içinde evrenin neresine koymaktadır? Gibi sorular izleyicide ve sanatçıda yankılar bularak galeri mekânına yansıyor.

    Bu noktadan sonra ise evren nasıl ya da neden var/yaratılmış sorularının yerini; ben büyük bir düzenin parçası mıyım yoksa hiçbir şeyin sabit olmadığı bir boşluğun içinde salınan bir gözlemci miyim? sorusu hakim olurken, bu dönüşüm aynı zamanda bilimsel iki terim olan süpergalaktikten atomaltına geçişin sembolik bir yansıması haline de geliyor. Tüm bunların ardından geriye ise sorulabilecek tek soru kalıyor “Gerçekten de, neredeyim?

    Sanatçılar: Can Akgümüş, Erdal İnci, Erol Eskici, İsmet Doğan, Lara Kamhi, Özge Enginöz, Yunus Emre Erdoğan, Zeynep Beler

    Genç Yeni Farklı 4 // Young Fesh Different 4

    can akgümüş

    Moderator: Ali Akay
    Jury members: Claude Closky, Seza Paker, Burçak Bingöl

     

    The 4th edition of “Young Fresh Different” opens its doors at Cda-Projects at Mısır Apartment. 

    The 16 young artists selected for this 4th edition utilise a wide variety of materials, ranging from photography to video, from painting to performance; touching subjects both personal and social, as well as their connections to urban life and the environment.

     

    The artists selected this year are:  Asliemk, Ayşe Kurşuncu, Beril Gür, Buğra Erol, Can Akgümüş, Cem Aktaş, Gizem Karakaş, Güler Aşık, H. Çağlar Kırtı, Sarp Kerem Yavuz, Seda Yıldız, Şafak Gürboğa, Şeyda Ünal, Simone Bailey, Tuğba Çeliktir and Zoe Baraton.

    //

    Jüri başkanı: Ali Akay
    Jüri üyeleri: Claude Closky, Seza Paker, Burçak Bingöl

    Başvuruların her yıl değişik ve bağımsız bir jüri tarafından değerlendirildiği Genç Yeni Farklı-IV’ün bu yılki seçimleri, Ali Akay başkanlığında Claude Closky, Seza Paker ve galeriyi temsilen Burçak Bingöl tarafından gerçekleştirildi. 

     

    Genç Yeni Farklı-IV’ün bu yıl seçilen 16 genç sanatçısı, fotoğraftan videoya, resimden performansa uzanan bir malzeme çeşitliliğiyle, bireysel ve toplumsal konulara olduğu kadar şehir yaşamı ve çevreyle olan ilişkileri çalışmalarıyla irdeliyorlar. Bu yıl seçkide Asliemk, Ayşe Kurşuncu, Beril Gür, Buğra Erol, Can Akgümüş, Cem Aktaş, Gizem Karakaş, Güler Aşık, H. Çağlar Kırtı, Sarp Kerem Yavuz, Seda Yıldız, Şafak Gürboğa, Şeyda Ünal, Simone Bailey, Tuğba Çeliktir ve Zoe Baraton’un çalışmaları yer alıyor.